1980 Cilt 1 Sayı 1
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11452/18600
Browse
Browsing by Department "İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi"
Now showing 1 - 6 of 6
- Results Per Page
- Sort Options
Item Endüstri ve tarım(Bursa Üniversitesi, 1980) Cepede, Michel; Palamut, Mehmet E.; İktisadi ve İdari Bilimler FakültesiTarım-endüstri ilşkileri, «endüstri» hatta «endüstri öncesi» olarak betimlenen otplumun temel sorunlarından birini oluştururlar. Anılan toplumda tarım, benzer bir toplumda kendini vurgulayan özdeş niteliklerden de farklı, hatta çoğu kez sözkonusu yapının sürekliliği ve gelişimiyle çelişkili birtakım nitelikler taşır. Bu niteliklerden bazıları salt tarımsal kesime özgün olmayıp, aynı biçimde sanat ve tecim için de geçerlidirler. Oysa, «tarımsal» üretim zorunlu birtakım mal ve hizmetlerin önemli bir oranını sağlamak ve piyasaya da kaçınılmaz emek gücünü kazandırmak suretiyle, tarımın kendi içindeki işletmeler, «Agribusiness (1) adıyla anılan çağdaş tarımsal işletme ortamına -görünüşte daha kolaylıkla- yerleşirler.Item Enflasyonla mücadelede para politikasının etkinliğini artıran ve azaltan bazı kuramsal faktörler(Bursa Üniversitesi, 1980) Parasız, M. İlker; İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi; İktisat BölümüAşağıdaki satırlarda para kuramına son yirmibeş yıl için de getirilen katkıların ışığında para politikasının etkinliğini artıran ve azaltan bazı faktörlere değinilmeğe çalışılacaktır. Özellikle böyle bir konuyu ele almamızın asıl amacı son yıllarda Türk ekonomisinin içinde bulunduğu hızlı enflasyonun kontrolünde 24 Ocak 1980 tarihinde yürürlüğe konulan para politikası önlemlerinin ne gibi kuramsal yaklaşımlarla ilişkili olduğunu ortaya koymak olacaktır. Bu noktada kişisel yanılgılarımızın her zaman olabileceğini de peşinen kabul ettiğimizi belirtmek isteriz.Item Klasik uluslararası ticaret teorisi ve azgelişmiş ülkeler(Bursa Üniversitesi, 1980) Myint, Hla; Ertürk, Emin; İktisadi ve İdari Bilimler FakültesiGeçmişte uluslararası ticaretin klisik teorisinin azgelişmiş ülkelere uygulanabilirliği üzerinde önemli miktarda münakaşa oldu (2). Bu ihtilaftaki karmaşıklıklar aşağıdaki gibi saptanabilir. Muhalifler, 19. yy ticaret örneğini göstererek, azgelişmiş ülkelerin ihracatının hammaddeler, ithalatının da mamul mallar olması dolayısıyle, klasik uluslararası ticaret teorisinin bu ülkelerin kalkınmasında zararlı olduğunu iddia etmekle işe başladılar. Fakat bu iktisatçılar iddialarını direk olarak isbatlama yerine elverişsiz ticaret örneğinin sorumluluğunu taşıdıkları için hükücumlarını klasik teoriye yönelttiler. Ortodoks iktisatçılar hem gelişmiş hem de azgelişmiş ülkelere uygulanabilirliğini iddia ettikleri karşılaştırmalı maliyetler prensibini tekrarlayarak klasik teorinin savunmasına yöneldiler.Item Modeller ve karar verme(Bursa Üniversitesi, 1980) Öztürk, Ahmet; İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesiİktisatçılar yöneticilerin karar analizlerinde modellerden yeterince yararlanmadıklarından yakınırlar. Açıklıkla ifade edebiliriz ki, son yıllarda yöneticiler, ekonomik, teknolojik mali ve pazarlama sorunlarının çözümünde bir araç olarak modeller den yararlanmaya başlamışlardır. Yöneticileri artan bir şekilde model kullanmaya zorlayan neden bir bakıma işletmelerin içinde bulunduğu pazar düzenidir. Çünkü yönetici, işletmesine sağladığı kâr ve verimlilik oranına göre yetki ve gelir düzeyini yükseltebilir.Item Bir vergi güvenlik tedbiri olarak ortalama kar hadleri müessessesi(Bursa Üniversitesi, 1980) Palamut, Mehmet E.; İktisadi ve İdari Bilimler FakültesiVergicilik yönünden, içerisinde yaşadığımız çağın temel niteliklerinden biri, «Vergilemenin, yükümlünün vereceği bilgilere göre yapılmasıdır» (1). Bu şekilde bir vergilemeye (beyan usulüne) gidilmiş olması, olağandır. Çünkü vergi, Devlet'in müeyyide kudretine dayanarak, şahıslardan onların ödeme güçlerine oranla zorunlu ve karşılksız olarak alınan parasal ödemedir. Herkesin ödeme gücünü belirleyen elemanları (gelir, servet ve harcama) en iyi bilen, o güce sahibolan kişinin yine kendisidir. Bu gücün -gerçeğe en yakın bir biçimde- İdare tarafından tam olarak bilnmesine ve tesbitine, çoğu kez imkan yoktur. Örneğin, mükellef X'in 1979 takvim yılında ne miktarda gelir sağladığını ve sözkonusu yılda sahib olduğu servetin serbest piyasa fiyatıyla hangi değere ulaştığını, yine ancak X bilir. Her ne kadar, İdare'nin X'in ödeme gücünü tam olarak yakalama konusunda ehliyet ve yetkisi varsa da, bu vergi ilkesi ve tekniği yönünden, pek tutarlı ve tercih edilen bir durum değildir. Kaldı ki beyan usulünün, bir taraftan objektif ölçülerden hareket edilerek vergi tarhının gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, «yükümlü ile vergi yönetimi arasındaki uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak; diğer taraftan da, Devlet için önemi büyük olan «vergi gelirlerinde artış meydana« (2) getirmek gibi fonksiyonları vardır.Item Yatırım indiriminde bir sorun(Bursa Üniversitesi, 1980) Özel, Hakkı; İktisadi ve İdari Bilimler FakültesiÜlkeler iktisadi gelişmelerini sağlayabilmek için yatırım yapmak durumuyla karşı karşıyadırlar. İster merkezi plana da yanan sosyalist ekonomiler, ister piyasa mekanizmasına dayanan kapitalist ekonomiler iktisadi büyüme ve kalkınma hızını belli bir seviyede tutabilmek için yaptıkları yatırımların büyüklüğü ve sektörler arası dağılımı arasında bir denge sağlamak zorundadırlar: Yatırımlar ve bunun sektörel dağılımı sosyalist ekonomilerde merkezi ve emredici bir plana bağlı olduğundan bu ekonomilerde yatırımı teşvik tedbirlerinden söz edilemez. Piyasa mekanizmasına dayanan kapitalist ekonomilerde yatırımlarla ilgili kararlar bir iktisadi kalkınma planına dayandırılsa bile, bu planın önerileri kamu kesimi için emredici nitelikte olabilir. Özel kesim için yatırımlarla ilgili kararlarda kalkınma plan önerilerinin emredici özelliği kalkmaktadır, ve geniş ölçüde müteşebbislerin istikbal hakkındaki düşünceleri, bekleyişleri, talep tahminleri politik ve ekonomik istikrar, yönetici personel, hammadde, enerji, pazarlama imkânları gibi konular müteşebbisler üzerinde etkin rol oynar. Bu ve benzer unsurlar mevcut olmadığında müteşebbislerin yatırım yapma imkanları zayıflamaktadır. Ancak bu unsurların az veya çok mevcut olmaları halinde müteşebbisleri belirli sektörlere yatırım yapmalarını sağlayacak teşvik unsurlarından söz edilebilir. İşte bu yatırımları teşvik tedbirlerinden biri de yatırım indirimidir. Şu halde bu incelememizin konusunu yatırım indirimi tatbikatında yatırım indirimi münhasıran öz sermayeden sağlanan veya karşılan yatırım miktarına uygulanmalıdır, deyiminin tanımı ve kapsamını açıklamaktan ibaret olacaktır. Ancak bu konuya açıklamadan önce kısaca yatırım indirimi ve özsermaye kavramları hakkında bilgi vereceğiz.